Gönderen Konu: Bir Analiz  (Okunma sayısı 7384 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Trenci96

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 999
Bir Analiz
« : 24 Ocak 2009 / 15:12 »

Forumlarımızda da işlendiği üzere TMİ bölgelerindeki bazı yanlış yönetim ve uygulamalar neticesinde çok sayıda iş kazaları yaşandığı ve hatta bu kazalar nedeniyle de birçok faal personelin ya hayatını kaybettiğini yada sakat kaldığını belirttik..Bu durumun en büyük nedeni TCDD'nin yeniden yapılanma politikası dahilinde hızlı bir şekilde personel azaltma yoluna gitmesi ve en az personelle en çok işi yaptırma isteğidir.TTM ünvanının ortaya çıkış gayesi de daha önce gardfren-makasçı-manevracı ünvanlarının kaldırılarak bu 3 ünvan yerine ttm adıyla tek bir ünvan oluşturulması ve böylece 3 kişinin yaptığı işi 1 kişiye yaptırarak 2 kişilik tasarruf sağlamaktır!..
Ancak bu tür uygulamalar yapılırken gözden kaçan birçok önemli nokta aslında iş kazalarının da asıl nedenlerini oluşturmaktadır..Özellikle merkezlerden ara isrtasyonlara gidip gelen hareket memuru,ttm gibi personel çoğu zaman 24 saat çalıştıklarından(Bunu kendileri istemektedirler!) yorgun düşmekteler ve bunun sonucunda da yorgunluğun ortaya çıkardığı dalgınlıklar neticesi iş kazalarına neden olunmaktadır!..Benzeri durumlar mevzuat kurallarına uygun çalıştırılmayan/çalışmayan makinist ve tren personeli için de geçerlidir!..
Bu durumun asıl sorumlusu TCDD iken maalesefki çalışan arkadaşlarımız da elde ettikleri yan gelirlerin dolgunluğu nedeniyle duruma sessiz kalmaktalar ve mevzuatların delinmesine ortak olmaktadırlar!!İşin sonunda ölümlü kazalar olsa dahi!
Şimdi aşağıya bir TTM'ye ait bordro örneği koyuyorum ve işe henüz yeni girmiş 1 yıllık lise mezunu bir TTM'nin normal sözleşme ücreti ile eline geçen net ücreti arasındaki büyük farklılığı ve bu farklılığın yan ödemelerin yüksekliğinden kaynaklandığını paylaşmak istiyorum..Bordroya dikkat edilirse bu ttm'nin normal maaşı dışında 600 TL'lik de klm. tazminatı/harcırah ve fazla mesai ücreti bulunmaktadır..Bunun anlamı da şudur ki ; bu personelihn 30 gününün çok büyük bölümü istasyon sınırları içerisinde çalışarak geçmektedir ve bu çalışmalar genellikle 24 saat esasına göre olmaktadır!..
Lütfen bir düşünelim makasları tanzim etmek,vagon aralarına girerek manevralar yaptırmak gibi tren trafiğinin en hassas ve rsikli işini yapan bu memurların bu kadar yoğun çalıştırılması ne tür sonuçlar getirir ve kime ne fayda sağlar!!Cevabı şu : Kazaların çoğalması ve ölümlerin çoğalmasından başka birşey getirmez!..
Bu tür personeli bırakınız böyle yan ödemelerle fazla çalıştırmayı tam tersine normalin de altında çalıştırarak(Dispeçerler gibi) yorgun ve dalgın olmalarının önüne geçilmelidir!..
İşte size bir TTM bordro örneği :

Ünvan : TTM
Hizmet Derecesi : 12/3 (1 Yıllık)
Sözleşme Brüt Ücreti : 1674
Ele Geçen Net Ücret : 2.202
Klm Tazm. : 544
F.M : 68

Adk System Advertising


Çevrimdışı leventdurusoy

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 762
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #1 : 29 Ocak 2009 / 14:46 »
 :D
Sevgili Serhat  Yolcu kardeşim;
Yazdıklarına katılmamak tabiki mümkün değil fakat işin bir de diğer yönü var ki aslında trenci 96 da bu yönüyle ele almış konuyu. Konu yalnızca personelin fazla çalışyırılıyor olması değildir. Personel sayısının azlığı nedeniyle birden fazla insanın yapması gereken işin bir kişi tarafından yapılıyor olmasıdır. Bu durum ise gerçekten doğrudur. Gerek tren manevralarında makina başına düşnem TTM sayısı gerekse tren üzerinde görevlendirilen personel adedi değişik gerekçelerle azaltılmıştır ve bu maalesef tasarruf adına yapılmıştır. Tren personeli sayısına kümülatif olarak değil, bir trende bulunması gereken personel adedi olarak bakmak gerekir.
Kurumun çok çalışmadığı ise tabiki doğru. Geçmişte ne ise şimdide o. Fakat geçmişte aynı işi yapmak üzere kullanılan personelin adedi ile bu gün arasında dağlar kadar fark var. Geçmiş dediğimiz yıllarda ki personel sayısı ile bu günkü karşılaştırıldığında bu durum daha net olarak gözükmektedir.  Bu durumda sakın olaki teknoloji gelişti falan demeyin. Gelişen teknoloji yalnızca masa başındaki personelin işini kolaylaştırdı. Tren üzerinde değişen bir şey yok.  :D
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Çevrimdışı Trenci96

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 999
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #2 : 29 Ocak 2009 / 15:52 »
Arkadaşım dikkatli bakarsan ben ortaya bir belge koydum!Bu bordroya göre TTM 544 TL klm. tazminatı almış.Bunun manası nedir biliyor musunuz siz??
Klm nedir kimlere hangi oranda nasıl verilir haberiniz var mı?Eğer bilmiyorsanız ben izah edeyim : Bu bordro sahibi arkadaş evinin bulunduğu yerden sürekli olarak başka yerdeki bir ara istasyona gitmiş göreve.. Bir günlük klm tazminatı 21 tl'dir 544 tl aldığına göre demekki 26 kez gitmiş yani 30 günün 26 gününde görevdeymiş ve 75 saat de fazla mesaisi görülüyor demekki bu arkadaşımız yolda geçen süreler hariç günlük 12 saat çalışma sistemiyle 26 gün çalıştırılmış!..Bu size normal gelebilir ama benim gibi uzun yıllardır bu arkadaşlarla beraber çalışan ve onların sıkıntılarını yakından bilen biri için anormal geliyor!..
Hiç bir risk yada sorumluluğu olmayan masa memurları günlük 8 saat aylık 22 gün çalışacaklar diğer yandan tren trafiğinin direkt içinde olan sürekli arazide risk ve sorumlukla çalışan bu kişiler çok daha fazla çalışacaklar!!Sonra da denilecek ki bu kazalar personelin kendi hatasıyla oluyor!Ben buna ancak gülerim.

Çevrimdışı Trenci96

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 999
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #3 : 29 Ocak 2009 / 18:50 »
Degerli arkadasim yazdiklarinizdan alinmadim bilakis memnun oldum..bordro bildigim kadariyla istasyonda surekli makascilik yapan bir arkadasimizin ve harcirah olsa da yazdiklarimi teyid eder.Ama arastirip sonra yeniden cevap yazacagim.

Benim bu konuyla ilgili asıl anlatmaya çalıştığım şey şudur :
TMİ bölgelerinde istasyonlarda görev yapan arkadaşlarımız personel azlığı gerekçesiyle fazla çalıştırılmakta ve bu nedenle yorgun düşen arkadaşlarımız hassas trafik işlerinde hataya düşmekte ve kazaya sebebiyet vermektedirler!..Bu arkadaşlarımız sözleşmeli personel statüsünde olduklarından bu fazla çalıştırılmaya karşın itiraz hakları da yoktur,kanun nasıl yapıldıysa TCDD bu arkadaşlarımızı dilediği kadar çalıştırabilme hakkına sahiptir.TCDD yeniden yapılanma gerekçesiyle son 10 yıl içerisinde personel sayısının yarı yarıya azaltmış durumdadır ve özellikle de faal personel sayısında önemli açıklar vardır bunları belgeleriyle daha önceden belirttik..İstasyonlarda ise ya eksik personelin çok fazla çalıştırılması yoluyla istasyonlar açık tutulmaktadır yada istasyon kapatılmaktadır..
Daha önceki bordro konusunda yanlış yorum yapmış olabilirim ancak aşağıdaki bordro da bir hareket memurumuza aittir ve görüleceği üzere bu memurumuzun fazla çalışma süresi 106 saattir..Bir memurun aylık çalışma süresinin 160 saat olduğu düşünüldüğünde 106 saatlik fazla çalışmanın ne anlama geldiği tüm demiryolcu arkadaşlarımızın takdirenedir..
Normal mesaisi dışında evinden uzak olarak 106 saatte fazla çalışmaya maruz kalmış bir memurun dalgınlık ve hata sonucu kazalara maruz kalabileceği herhalde kabul edilebilir bir gerçeklik olsa gerek..
Saygılarla..

NOT : Bordroda dikkat edilirse 106 fazla çalışmanın karşılığı 95 TL'dir 140 saat çalışmanın bedeli de 130 TL civarı eder.Yani iki memurun yaptığı işi bir memura yaptırmanın ek maliyeti sadece 130 TL'dir..Ben ne ülkemizde ne dünyada bu kadar ucuz iş gücü olduğunu duymadım,eğer duyan varsa lütfen bzie de söylesin!..Zaten bu fazla emeğin karşılığı hakkıyla veriliyor olsaydı TCDD personelini fazla çalıştırmak yerine ya o istasyonu kapatır yada yeni ek memur alırdı işe..Eğer bir işçimiz 106 saat fazla mesai yapmış olsaydı 1000 TL'nin üzerinde ek ödeme alacağını hepimiz biliyoruz,bu yüzden de TCDD mümkün olduğunca işçiyi normal saatinin dışında çalıştırmak istememektedir ama memur söz konusu olunca tersini düşünmektedir!..
Sendikacılarımızdan asıl beklentimiz ; sadece bu sorunumuzu çözmüş olsalar fazla mesai ücretlerini işçiye yaklaştırmış olsalar dahi faal personelimizin birçok sorunu zaten kendiliğinden çözüme kavuşacaktır!!

« Son Düzenleme: 29 Ocak 2009 / 19:54 Gönderen: trenci96 »

Çevrimdışı Trenci96

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 999
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #4 : 29 Ocak 2009 / 23:01 »
Cok guzel bir aciklamayla yanitlamissiniz tesekkur ederim. Ben cevabini asıl muhatap olan hareket memuru ve ttm arkadaslarimiza birakiyorum..Selamlarla.

Çevrimdışı leventdurusoy

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 762
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #5 : 29 Ocak 2009 / 23:13 »
 :D
Gülümsemenin nedeni, gergince yazılan ciddi bir konuya birzcık yumuşama katmayı ifade ediyordu. Yanlış anlamanıza üzülürüm. Kaldıki form sitesine ayrı bir heyecen kattığınızı ve yazdıklarınızı titizlikle okuduğumu da bilmenizi isterim.

Kaza Kurulunda iken yaptığımız kaza analizlerinde tren kazalarını 140 ayrı sebebe bağlamış bulunmaktaydık. Dahada detaya girerseniz (aslında girmek gerekir) bu sayıyı daha da artırmak mümkündür.

140 ayrı sebepten kaza ların yaşandığı trenciliğimizde personel sayısının eksikliği ve bununla birlikte diğer personelin fazla çalıştırılıyor olması önemli bir orana sahiptir. Bunu ben kişisel bir fikir olarak değil 2 yıllık istatistiklere dayanarak söylüyorum. Bunu söylüyor olmak tüm kazaları bu sebebe dayandırdığımız anlamına tabiki gelemez. En azından yazınızda ifade ettiğiniz örnekler bunların dışında tutulmalıdır.

Tüm bu gerçekler ortada iken TCDD yönetiminin bu sorunları çözmek bakımından üzerine düşeni yapıp yapmadığını da sorgulama gerekir. Blok tren uygulamaları çoğu yerde neticesini vermektedir. Trenlerimizin bir kısmı ara istasyonlarda manevra yapmadan ilerleyebilmektedir. Tüm bunlar tabiki memnuniyet vericidir. Fakat bunun yanında, hala, çıkartılan emirleri nasıl yok sayarda, yada görmezden gelerek ekstra işleri de yaptırabilirim hesabını da yine yöneticiler yapmaktadırlar. Bu konuda da örnekler gerçekten çoktur. Yol çavuşunun yada kısım şefinin malzeme taleplerini yapmamaları konusunda uyarıldıklarına da şahitliğimiz vardır. Tren numarasının blok olarak oluşturlmuş olması ile bir makinist ve yardımcı ile tren sevk eden yönetici aynı tren hatta iken nasıl oluyorda manevra teklif edebiliyor? bununda sorgulanması gerekiyor. Gardfren vermemek için tren nosu blok olarak oluşturulacak, sonrada sen bu manevrayı yapacıksın diye personel tehdit edilecek.  >:( Varmı böyle bir şey. Böyle bir şeyi yapmak şark kurnazlığından yada çıkartılan emirleri görmezden gelmekten başka bir şey değildir. Daha üst yöneticiye şirin görünmektir bunun adı. Söylenileni yapmayan personeli ise en can alıcı noktalarından tehdit ederler. (trene çıkartmazlar, km tazminatı almalarına engel olurlar)

Çalıştığım süre içinde amirlerim; çok çalışkan olduğum için beni severlerdi. Fakat her yanlışlarını da çekinmeden yüzlerine söylediğim için de hiç sevmezlerdi. Burada bile bildiğimiz doğruları söylemeye devam ettiğimiz için zaman zaman özelimizden son derece sert eleştirilerede maruz kalmaktayız. Fakat dediğiniz gibi tüm amacımız; çalışanıyla, kuruluşuyla daha ileri bir demiryolu işletmeciliğidir.
 :D Gülümsemeye devam ederek.

Saygı ve sevgiler
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Çevrimdışı Trenci96

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 999
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #6 : 30 Ocak 2009 / 09:31 »
Sn. Serhat bey,
Ben burada sizin belirttiğiniz gibi olaylara duygusal yaklaşmak,trübünlere oynamak gibi bir tutum içerisinde deiğilim,bu konuda yanılıyorsunuz!..Amacımız ; forum amacı dahilinde demiryolcuların ve demiryollarımızın sorunlarını ortaya koybailmek ve çözüm önerileri üretebilmektir!..Ben şimdiye kadar 600 üzeri yazımda geçmişte şimdi konuşmaya çalıştığımız birçok konuya belgeleriyle açıklık getirmeye çalıştım ve birçok arkadaşımızdan da teyid aldım..
Amacım kasıtlı olarak TCDD ve yöneticilerini suçlamak ve suçlu personelimizi de kollamak değildir!..Geçmiş yazılarımı okursanız TCDD'ye karşı yapılan birçok haksız eleştiriye karşı savunma yaptığımı görürsünüz yada gerçekten yanlış durumda bulunan personelimizi de eleştirdiğimi!..
Konuyu hareket memuru ve ttm'lere havale etmemin sebebi ; zaten ben onların durumlarını daha önce defalarca belirttim ve sizin dediğiniz gibi eskiden de böyleydi şimdi de böyle şeklinde değil çalışma düzenleri,eğer TCDD istatistik yıllıklarına bakarsanız yada norm kadro cetvellerini incelerseniz birçok istasyonların eksik personelle çalıştırıldığını fazla mesailerin de bu personel eksikliği nedeniyle yaptırıldığını rahatlıkla anlayabilirsiniz ama ben tekrar tekrar yazmaktan bıktım ve istiyorum ki,ben onların adına konuşmak yerine artık herkes kendi adına konuşmayı öğrensin ve kendileri yazsınlar sorunlarını!..
Ben son görev yerime 1995 yılında geldiğimde mıntıkamdaki en küçük istasyonda dahi en az 3 hareket memuru ve 1 makasçı vardı,o zamanlar ttm falan yoktu!..Şu anda mıntıkamdaki en büyük ara istasyonların bazılarında dahi hareket memuru yok ve ttm'ler açıp kapatıyor istasyonu!..
12 saat çalışıp 24 saat dinlenme olayı daha yeni olan birşeydir daha öncesinde bu da yoktu ancak bu uygulamayla memurlar biraz rahatladı bunun nedeni de bölgelerde havuz sistemine geçilmiş olmasıdır!..Ancak uygulamada arkadaşlar 12 saat değil 24 saat çalışmaktalar ve 48 saat dinlenmekteler fakat kağıt üzerinde bu sizin bildiğiniz şekilde 12 saat gibi görünüyor ve personelin kendi isteğiyle usulsüz çalışmalar yapılıyor!Bunun nedeni de merkezlerden ara istasyonlara gidiş-gelişte yaşanan zorluklar ve yolda kaybedilen süreler ; arkadaşlarımız işyerine gidip gelmeye uygun araç bulamadıkları için 24 saat çalışmanın daha uygun olduğunu düşünüyorlar ki kendilerine daha fazla zaman kalabilsin ve böylece istasyona daha az gelip gitsinler!..Yöneticiler durumu biliyorlar ancak görmezden geliyorlar çünkü işin içinden onlar da çıkamıyorlar!..
Bu konular da daha önce forumlarımızda uzun uzun tartışıldı..
Ben sadece istasyon personelini değil birçok defa sizin de içinde bulunduğunuz yol personelini de haklı bulduğum konularda savundum ve kurumun hatalarını eleşitirdim ; mesela,Kütahya Tren Kazası'nda şube şefi,kısım şefi ve çavuş arkadaşımız kelepçelenip hapse konulduğunda biz onları da savunduk ve görünüşteki suçların aslında kurumun ihmalinden kaynaklandığını ve personelimizin suçsuz olduğunu ifade ettik!..Eğer sizin gibi personel ihmalinden,kendine özgüveninden falan bahsetseydik o arkadaşlarımızı da suçlardık ve 9 kişinin katilidirler derdik!..Kaza nedenlerinden birçoğunun da yol bozukjlukları ve ray kırılmalarından meydana geldiğini hepimiz biliyoruz ve eğer bunların gerçek nedenlerine bakmaksızın sadece personelin yetersiz bakım ve onarım yapmadığından,ihmalinden bahsedersek en çok suçlananlardan biri de yol personeli olacaktır!Fakat biz ortada kasıtlı bir ihmal yoksa ve gerçekte perosnelimizin hatalarının kendi insiyatifleri dışında gerçekleştiğine inanıyorsak hangi servisten olursa olsun herkesi birden savunuyoruz!..Yoksa sedece kendi servisimizi savunup diğer servis çalışanlarına hatalıdırlar demiyoruz ve demiryolculuğun bir bütün olduğuna inanıyoruz!..
Fakat dediğim gibi artık başkalarının savunmasını eskisi kadar yapmayacağım ve birileri savunma yapacaksa önce herkes kendisini savunsun!..Ben ancak kendi işimle ilgili bir sorunum varsa yada bana işimle ilgili suçlama yapılıyor ise asıl ona cevap vermek isterim!..Biz burada başkalarını savunurken bakıyoruz ki o savunduğumuz arkadaşlar foruma birşeyler yazıp destek verecekleri yerde sadece okuyorlar ve bize donkişotluk yaptırıyorlar!..
Yada şöyle de denilebilinir ; Sendikalar zaten bu konuları her platformda dile getiriyorlar ve bu personelin hakları için mücadele ediyorlar ve bu arkadaşlar da sendikalı oldukları için kendilerini kendileri savunmak yerine olayı sendikalara havale ediyorlar!..Mesela son TTM ölümlerinde BTS bu olayların personel hatası değil kurum uygulamaları nedeniyle birer cinayet olduğunu tüm Türkiyeye haykırmış ve olayları mahkemelere taşımıştır!..Hadi ben burda perosneli haksız yere savunuyorum ve kurumu suçluyorum diyelim peki sendikalarda mı aynı şeyi yapıyorlar!!
Değerli arkadaşlar demiryolcular kendi sorunlarına eğer kendileri sahip çıkmaz ve kendi aralarında dayanışma yerine biribirni suçlama cihetine giderse inanın ki bizleri başka hiçkimse savunmayacaktır!!Ama bunu yaparken ekmek yediğimiz kurumu da haksız yere suçlayalım ve çamur atalım da demiyorum ve bu tumda olanların da her zaman karşısında yeralırım!..
Fakat son zamanlarda bazı konularda hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmem gerekir :
Mesela makinist birçok arkadaşımız ATS'lerin arızalı olduğundan bahsedip bizleri de kazalar konusunda bu şekilde yönlendirirken bakıyoruz ki bu konuda somut bir kanıt orataya koyamıyorlar ve hatta karşı görüşten arkadaşlar bu savı çürütücü yazılar yaıp ATS'lerin gayet muntazam çalıştığını ve problemin asıl nedeninin makinistlerin bu cihazları düzgün kullanmadıklarından kaynaklandığını belitiyorlar!..Hatta geçenlerde yüzyüze konuştuğum bir makinist arakadaş da bana sohbet esnasında aynı şeyi söyledi ve kendi bindiği makinalarda şimdiye kadar ATS'ler konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadığını ve asıl sorunun bu cihazı kullanan makinistlerin yanlış uygulamalarından kaynaklandığını söyledi!..
Benim gibiler de bu işlerden anlamadığı için ve gerçek sebebi bilmediğimizden artık kimin doğru söylediğine karar veremiyor ve kimseye güvenip inanamıyoruz!..
En doğru olan şey bu konularda ya her branş kendisini kendisi savunacak ve iddialarını da kendisi ispatlayacaktır yada olayın asıl muhatabı kurumun yöneticisi TCDD ve personelin savunucusu da sendikalar(yada dernekler) olarak görülüp onların dediklerine itibar edilecektir veya mahkeme kararlarına itibar edilecektir!..
Şimdilik bu kadar.Saygılarla..

Çevrimdışı leventdurusoy

  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 762
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #7 : 30 Ocak 2009 / 12:50 »
 :)
Bu kadar rayting alacağımızı bilseydik, sayın demirkanata söyler forum sitemize reklam alırdık. Memeleketi de babalar gibi satmak durumunda kalmazdık.  :D

Sevgili Serhat hem siz hemde trenci96, o kadar güzel ve açıklayacı bilgiler vermişsiniz ki her ikinize de yaptığınız katkılardan dolayı müteşekkirim. Benim hakemliğime falanda ihtiyacınız yok. Yazılanlar ortayadır, isteyen istediği kadarını alır, kendisine rehber yapar. İstemeyen zaten almayacaktır. Tartışma sonucunda her iikinizinde aynı noktada buluşması zaten söz konusu değildir. Sebebi ise gayet açık. Çoğunlukla bahsini ettiğiniz konular ve vermiş olduğunuz örnekler farklı, bu nedenle aynı noktaya gelmeye çalışmak bile hata olur zaten.

Aslında verdiğiniz örnekler kazaların anlaşılma şekline de büyük oranda yol göstermektedir. Umursamazlık, kanıksanmışlık, lakaytlı kazalara verilebilecek temel isimlerdir. Fakat trenci96'nın bahsini ettiği gayrınizami çalışma düzenlerinin de etkisi olduğunu kabul etmek gerekir.

Bu konunun da yeterince olgunlaştırılmış olması nedeniyle daha fazla aynı şeyleri yazmanın, okunmuşluk konusuna olumsuz katkısı olacağını sanıyorum ve konuyu kapatın artık diyorum.

Sevgi ve saygılarımla
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Çevrimdışı mst

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 113
Personel noksanlığı
« Yanıtla #8 : 13 Mart 2010 / 12:48 »
Arkadaşlar,TCDD personelinin azaltılması hususunda ben de düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Malümunuz, her teşkilat belirli görevleri yerine getirmek üzere kurulur. Teşkilattan beklenen görevlerin yerine getirilmesi için o teşkilat önce alt birimlere, onlar da daha alt birimlere ayrılır ve bu yapılanma tek fert (tek TTM, tek makinist, tek dispeçer vb.) seviyesine kadar devam eder. Fertlerin ve birimlerin görev tanımları yapılır. Teşkilatın görevini yapabilmesi için her birime ve her ferde düşen görevlerin eksiksiz yapılması gereklidir. Bu nedenle, her görev kalemi için gerekli asgari personel miktarının bilimsel olarak ve tecrübi faktörler de hesaba katılarak belirlenmesi zorunludur. Zaman içinde, ihtisaslaşmaya olan ihtiyaç nedeniyle belirli nitelikteki personel, belirli görevlerde çalıştırılmaya başlanır ve bunun neticesinde "kadro" dediğimiz kavram ortaya çıkar. Kadrosuz teşkilat olmaz.

Yönetim bilimi açısından, bütün teşkilatlar zaman içinde genişleme ve personel sayısını arttırma eğilimindedir. Ancak ben kişisel olarak bu düşünceyi eksik buluyorum. Çünkü teşkilatın personel sayısının artma eğilimi, keyfi bir uygulamadan ziyade, o teşkilattan beklenen görevlerin zamanla artmasının sonucudur. Beklenen görevler artarken bu ilave görevleri icra edecek personelin yetiştirilmemesi ve kadroya dahil edilmemesi; o görevlerin, mevcut (aslında o iş için yetiştirilmeyen ve zaten başı yeteri kadar sıkışık) personel üzerine adeta angarya gibi "bindirilmesine" neden olacaktır. Bunun aksi de doğrudur. Görevler aynı kalırken personel miktarının azaltılması da benzer ve hatta daha ağır sonuçlara yol açar.

Herhangi bir teşkilat, sonuçta iki olguyu gerçekleştirmek zorundadır:
1. Müşteriyi (hizmet alanları) memnun etmek,
2. Çalışanları (hizmet verenleri-kendi personelini) memnun etmek. Bu bir öncelik sırası olmayıp, her iki husus da birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Müşterinin hiç memnun olmadığı, ama çalışanların hallerinden çok memnun olduğu bir teşkilat düşünülemez, varsa eğer, bu işte bir yanlışlık vardır! Aksi de doğrudur, çalışanların tatmin edilmediği bir teşkilat doğru dürüst hizmet üretemeyeceği için müşteriler memnun kalmazlar.
Çalışanların tatmin edilmesinde iki ana faktör vardır:
1. Gerekli maddi ve sosyal imkanların sağlanması,
2. Görevini yapabilmenin, teşkilata katkıda bulunabilmenin, teşkilat içinde sözüne kıymet verilmenin sağladığı manevi haz ve psikolojik "tatmin" duygusu. Büyük çoğunluğu kendisinden kaynaklanmasa bile "kendinden bekleneni verememe" veya "teşkilat tarafından kaale alınmama, adam yerine konulmama" duygusunun eziciliği, başka hiçbir şeyle, hele maddiyatla hiç kıyaslanamaz.

Peki, herhangibir teşkilat nasıl dejenere edilebilir? Bunun en kolay yolu, "görevin yapılması için gereken asgari personel" miktarını azaltmaktır. Ancak görevlerin miktarı aynı kalacağı için, anılan görevler kalan personelle yapılmalıdır. Eskiden bu görevleri 5 kişi yapıyordu, şimdi 3 kişi yapacak öyle mi? Eğer bu görevleri yapmak için gerçekten 3 kişi yeterli idiyse, şimdiye kadar aklınız neredeydi? Gizli işsizlik mi vardı?
1. "Daha önceki yönetimler aptaldı" (herkesi tenzih ederim, insanlar biraz vefalı olmalı)
2. "canımız öyle istedi" (bilimsellikten uzak bir tutum-kabul edilemez!).

Her görev belirli şartlara tabi olarak yerine getirilir. Mevcut görevler aynı kalırken personeli azaltmak için, bu şartları değiştirmek yani teknolojiyi kullanmak zorundasınız. Bu durumda dahi, yeni teknolojiyi uygulayacak kadar personelin iş başında tutulması gerekir. Örneğin, bir kısımda 10 adet hemzemin geçit varsa, her geçitte bir geçit bekçisi bulunuyorsa, otomatik bariyer yapınca 10 kişi tasarruf edemezsiniz. Çünkü bu bariyerlerin kontrol ve onarımı için emek harcamak (personel çalıştırmak) zorundasınız! Emek harcamadan iş yapılmasını istemek tabiat kanunlarına aykırıdır.

Bütün itirazlara rağmen personel sayısını yine de azaltırsanız olacak hadiseler:
1. Bir kişi iki kişinin görevini, istese de yapamaz, fizik kurallarına aykırıdır. İlk zamanlar, belki yapıyormuş gibi görünür, ama görünüşe aldanmayın. İnsan kapasitesinin dışına çıkan böyle bir durumda, bir süre sonra iki görev de yapılamaz hale gelecektir. Personel, eskiden görevini yapabildiğinin bilincindeyken, şimdi görevlere yetişememenin ezikliği ve kızgınlığı içindedir.

2. Yapılamayan görevler nedeniyle personel, idare tarafından daha fazla çalışmaya zorlanacak ve bu durum, huzursuzluğa ve aşırı yorgunluğa, dikkatsizliğe yol açacaktır. Bunun doğal sonucu, kazaların artmasıdır.

3. Eskiden görevini iyi yaptığı için takdir edilen ve mükafat alan personel, şimdi amirlerinden sürekli azar işitmektedir. Moral bozukluğu yaygınlaşmıştır.

4. Amirlerde "personelin beceriksiz, kalitesiz ve ehliyetsiz", astlarda ise "amirlerin anlayışsız, bilgisiz ve yeteneksiz" olduğu inancı yayılmaya başlar. Bu durum, personelin iyileştirici öneriler yapmasını engellediği gibi, bazı önerilere amirlerce dudak bükülmesine ve hasıraltı edilmesine neden olur. Teşkilat kendi yanlışlıklarını yine kendi iç dinamikleriyle düzeltebilme yeteneğini kaybetmiştir.

5. Yapılamayan görevler nedeniyle veya bu görevlerin istenen kalitede yapılmaması nedeniyle, müşteriler teşkilatı her fırsatta kötüler ve eleştirirler. Bu durum, yine çalışanlara fatura edilir ve "bezginlik, bıkkınlık ve moralsizlik" olarak geri döner. Çalışanlarla müşteriler arasındaki ilişkiler bozulur, herkes birbirini suçlar. Görevlerdeki zafiyet nedeniyle oluşacak kazalar ve can kayıpları, personeli vicdanen rahatsız eder ve yeis içine düşmelerine neden olur.

6. Personel bir süre sonra, nasıl olsa "25 saat" çalışsa bile görevleri yapamayacağını, tabirimi mazur görün, "ne İsa'ya ne Musa'ya" yaranamayacağını anlar. İşten ayrılması da mümkün değildir. Böyle bir ortamda yapılacak yegane şey,başı derde girmeyecek şekilde, gereksiz sorumluluk almayacak ve iş çıkarmayacak kadar çalışmaktır. Başka deponun lokosuna yakıt verilmez, arızası onarılmaz. Müşteri şikayetleri dikkate alınmaz ve üst makamlara iletilmez. Sürekli azar işitilen, zaten az maaş alınan, görevin yapılamadığı ve vicdani sorumlulukların yerine getirilemediği bir ortamda, teşkilata güven kaybolmuştur. Tam da bu nedenle "adam sendecilik" ve vurdumduymazlık başlar. Herkes "ben mi düzelteceğim?" psikolojisi içindedir ve bunda da haklıdır, çünkü bu işler ekip işidir.

 Sonuçta teşkilat;
   - Herkesin herşeyi bildiği, ama kimsenin birşey yapmadığı/yapamadığı,
   - Herkesin sürekli şikayet ettiği, ama kimsenin çözüm üretemediği,
   - Yöneticilerin bazen de zorunlu olarak "günü kurtarma" ile yetindikleri,
   - İleriye dönük hiçbir planlamanın yapılamadığı,
bir teşkilat haline gelir.

Son söz:Teknolojik yenilik yapacak paranız yoksa, personeli azaltmak ölüm fermanı gibidir. Şartları değiştirmeden personel sayısını azaltırsanız, sırat köprüsünden düşmeye hazır olun.


Çevrimdışı hayrettinsef

  • Üye
  • **
  • İleti: 23
Ynt: Bir Analiz
« Yanıtla #9 : 11 Ağustos 2010 / 11:56 »
sevgili mst arkadaşım gerçekten doğru tesbitler ve çok güzel bir anlatım.başka söze gerek yok.sonuç SÜPER bir yazı.teşekkürler.


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter