Gönderen Konu: BTS DEN KAMUNUN TASFİYESİ UYARISI  (Okunma sayısı 275 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Demirkanat / Kürşad YAVUZ

  • Administrator
  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 1547
  • Karma: +0/-0
BTS DEN KAMUNUN TASFİYESİ UYARISI
« : Kasım 23, 2011, 14:47:47:55 ÖS »
BASINA VE KAMUOYUNA
AKP Hükümeti, Kanun Hükmünde Kararnamelerle
Kamunun Tasfiyesini Amaçlıyor!
AKP hükümetinin 06.04.2011 tarih ve 6223 sayılı Kanununun verdiği 6 aylık Kanun Hükmünde Kararname( KHK) çıkarma yetkisiyle çıkarılan 34 KHK ile 154 yasada 258 değişiklik yapıldı.
TBMM’nin ekim ayı başında yasama yılını açılmasına karşın AKP hükümeti KHK yetkisini kullanmaya devam etti; toplamda çıkartılan 35 KHK’nin 13 tanesi Meclis açıkken yayınlandı. En son yayımlanan 13 KHK’nin 12’sinin, yetkinin sona ereceği 3 Kasım’dan önceki iki günde alelacele çıkarılması dikkat çekicidir. Yapılan değişikliklerle birlikte yüzlerce yasa değişikliği böylelikle Meclis’ten kaçırılmış oldu.

Vesayete son vermeyi amaçladığını söyleyen ve milli irade ile ileri demokrasiyi ağzından düşürmeyen AKP hükümetinin TBMM’ni devre dışı bırakarak bakanlar kurulu marifetiyle ülkeyi yönetmeye kalkması ibret vericidir. Bu durum Başbakan Erdoğan ve partisinin nasıl bir demokrasiyi istediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir taraftan sivil ve demokratik bir anayasa yapmaktan söz ederken öte yandan Meclisi devre dışı bırakarak KHK’lerle idari yapıyı baştan sona değiştirmeye kalkan AKP’den halk yararına Anayasa beklemek saflık olacaktır.

Bu dönem içerisinde çıkarılan 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Ulaştırma alanında da yeni düzenlemeler yapılmıştır.

KHK ile Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığındaki üst düzeydeki bütün yöneticilerin görevlerine son verilmekte ve oluşturulan Bakanlık Müşavirliğine atamaları yapılmaktadır.

Ayrıca Kararnamede Bakanlık Müşavirleri, Bakanın uygun göreceği merkez veya taşra teşkilatına ait birimlerde çalıştırılabilir hükmüyle de Bakanlık Müşavirlerinin Bakanın uygun göreceği birimlerde çalıştırılmasının önü açılmaktadır.

KHK ile görevlerine son verilenler sadece üst düzey görevde yapanlarla sınırlı kalmamakta orta düzey yöneticilerinde görevlerine de son verilmektedir. Orta düzey yöneticilerde merkez teşkilatı için ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına atamaları yapılmaktadır.

Yine üst düzey yöneticilerde olduğu gibi Araştırmacı kadrolarına atananlarında Bakanın uygun göreceği birimlerde çalıştırılmalarının önü açılmıştır.

Ayrıca KHK’nın yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde; Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatına tahsis edilen kadroların ilk dağıtımını yapmaya Bakan yetkilidir hükmüyle de Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatına tahsis edilen kadroların ilk dağıtımını yapmaya yani personelle ilgili bütün tasarruf yetkisinin Bakana verilmesi de düşündürücüdür.

KHK ile bütün üst ve orta derece yöneticilerin tümünün görevine son verilmesi boşalan veya yeni ihdas edilen kadrolara atama yapılması yanında merkez ve kadro teşkilatlarına tahsis edilen kadroların ilk dağıtımına Bakanın yetkili olması kadrolaşmanın sadece üst ve orta düzey yöneticilerle sınırlı olmayacağı, tüm çalışanların bu bakımdan tehdit altında olduğu çok açıkça göstermektedir.   

Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü, Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü ve Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlüğünün görevlerinin incelenmesinde de bu alanların tamamen piyasalaştırılması ve 3.şahısların hizmetine açılmasının tamamen önü açılmaktadır.

Demiryollarında 1995 yılında başlayan “yeniden yapılanma” çalışmaları 655 sayılı KHK ile yeni bir boyut kazanmış durumdadır.

Tüm bunlara karşın istenilen yani demiryolu sisteminin bir bütün halinde tasfiyesi gerçekleştirilememiş tasfiye amaçlı son darbenin vurulabilmesi amacıyla yasa taslakları oluşturulmuştur. Ancak, bu taslakların TBMM gündemine taşınmasına bile tahammül edilememiş ve KHK’lerle pek çok Bakanlıkta gerçekleştirildiği üzere Ulaştırma Bakanlığı’nın yapısı da 655 sayılı KHK ile değiştirilmiş ve bu KHK ile yasa taslaklarında yer alan tüm hükümler yasalaştırılmış ve TCDD’yi tasfiye sürecinin altyapısı hazırlanmıştır.

Peki, 655 sayılı KHK demiryolculara ve ülkemize ne getirmektedir.

Bu KHK’nin amacı “Demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin, ticari, ekonomik, sosyal ihtiyaçlara ve teknik gelişmelere bağlı olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye kötü etkisi en az ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin diğer ulaştırma türleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini sağlamak.” Olarak belirlenmiştir.

Yani serbestleşmenin, kâr dürtüsüyle hareket edecek özelleştirmenin ve rekabetçi bir yapının önü açılmıştır.

Ancak KHK incelendiğinde asıl amaç daha açık anlaşılmaktadır.

KHK ile oluşturulan Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılan “Demiryolu altyapı işletmecisi ve demiryolu tren işletmecileri ile demiryolu taşımacılığı alanında organizatör, acente, komisyoncu, gar veya istasyon işletmecisi ve benzeri faaliyette bulunanların hizmet esasları, mali yeterlik ve mesleki saygınlık şartlarını belirlemek, bunları yetkilendirmek ve denetlemek.” hükmü ile 155 yıllık Kurumun parçalara ayrılmasının ve demiryolu işletmeciliğini tamamlayan her türlü iş ve hizmetin 3. Şahıslarca yapılabilmesi önündeki yasal engeller kaldırılmıştır.

KHK ile sadece Demiryolu taşımacılığındaki tekel kaldırılarak Özel Firmalara Demiryolu Altyapısına Erişim Hakkı Tanınmamış, aynı zamanda yeni Genel Müdürlüğün görevleri arasında yer alan 8. Maddenin (d) fıkrasında bulunan Demiryolu altyapı işletmecileri” kavramı ile demiryollarında birden fazla altyapı işletmecisinin de bulunabileceği, yani altyapının da gerektiğinde özelleştirilebileceği açık bir hüküm olarak yer almıştır.

İlgili Genel Müdürlüğün görev tanımları içerisinde açık ifadelerle “Kamu Hizmeti” tanımı yapılmadan yer verilen “Demiryolu taşımacılığı alanında kamu hizmeti yükümlülüğüne ilişkin usul ve esasları belirlemek.” hükmü ile aslında Kurumun kamu hizmeti üretme niteliğinden vazgeçilmiş ve demiryolu hizmeti bir bütün halinde piyasalaştırılmıştır.

Aynı madde de yer alan “mesleki yeterlilik şartlarının belirlenmesi, bununla ilgili eğitim vermek veya verdirmek, sınav yapmak veya yaptırmak ve bunları yetkilendirmek ve denetlemek. ” hükümleri ile çalışanlar üzerinde yakın gelecekte öngörülen yaptırımların önü açılmıştır.

Özel işletmecilerin faaliyetlerini sorunsuz yürütebilmesi için “Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu, Demiryolu Koordinasyon Kurulu gibi” sürekli kurullar oluşturulurken, istendiğinde yeni kurullarında oluşturulabilmesi konusunda Bakan’a dolayısıyla siyasi otoriteye yetki tanınmıştır.

Her ne kadar, bu Kurulların yapıları incelendiğinde katılımcılık sağlanmış gibi görünse de temel görevlerinin Bakan’a bilgi sunmak olarak sınırlandırıldığı ve dolayısıyla bu kurulların sus payı olarak öngörüldüğü ve tüm kritik iş ve işlemlerin siyasi otoritenin atayacağı bürokratlar eliyle sürdürüleceği açıkça anlaşılmaktadır.

Bu haliyle 655 sayılı KHK demiryolu sisteminin piyasalaştırılması ve TCDD’nin tasfiyesi anlamına gelmektedir.

KHK ile bir kısmı üstü örtülü olarak daha sonra yapılacak düzenlemelere bırakılmış gibi görünse de;
 Demiryolu sisteminin ulusal ve uluslar arası işletmecilerin (sermayenin) kullanımına açılması, serbestleştirilmesi, (3.şahıslar kendi lokomotif, personel ve vagonlarıyla tren işletilebilecektir)
 
  • Demiryolu sistemini tümüyle Kamusal denetimin dışına alınması ve tüm yetkinin siyasi otoriteye devredilmesi,
  • TCDD’nin parçalara ayrılması,
  • Altyapı dahil her türlü hizmet üretiminin piyasalaştırılması ve rekabete açılması,
  • Her türlü özelleştirmenin atanmışların önerisi ve Bakan’ın imzası ile mümkün hale gelmesi,
  • Demiryolcuların “mesleki yeterlilik vb.” söylemlerle sindirilmesi ve kamu çalışanı sayısının azaltılması,
  • Kamu hizmetinin tasfiyesi, kamu hizmeti niteliği ile tüm vatandaşlarımızın yararına sürdürülmesi gereken faaliyetlerin piyasanın kar güdüsüne terk edilmesi, kar etmediği gerekçesi ile hatların kapatılması ve trenlerin seferden kaldırılması,
  • TCDD arazilerinin yağmalanmasının
Önündeki bütün yasal engeller kaldırılmıştır.

Sonuç olarak, bu KHK ekmeğimize, işyerimize bir tehdit olarak karşımızda durmaktadır. Bu tehditlere karşın Sendikamız dün olduğu gibi bugünde yarında işimize ve işyerlerimize sahip çıkmaya ülke ve halkımızın çıkarlarına uygun ulaştırma politikalarının uygulanması mücadelesini vermeye devam edecektir.

Yavuz DEMİRKOL
Genel Başkan

Kaynak: BTS resmi web sitesi
Add This Thread To:
  facebook  twitter  google  google
Türk milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene!

Ankara, 29 Ekim 1933

Mustafa Kemal ATATÜRK