Gönderen Konu: Demiryolu Soruları Bölüm-3 Marmaray  (Okunma sayısı 3996 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ömer Tolga Sümerli

  • Administrator
  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 1771
Demiryolu Soruları Bölüm-3 Marmaray
« : 06 Eylül 2015 / 08:47 »


Bölüm-3  Marmaray


- Uluslar arası bağlantıların öneminden çok bahsediyorsunuz. Fakat Avrupa-Asya arası drekt demiryolu bağlantısı olan Marmaray projesine de karşınız bu nasıl çelişki?


- Şimdi Marmaray projesi, Halkalı'dan Gebze'ye kadar olan projenin tümüdür. Boğaz tüp geçişi ise bu proje içindeki bir bölümdür. Bu projeye karşı olduğumu iddia ediyorsunuz da, sözde karşı olduğum, projenin tamamı mı? Yoksa boğaz tüp geçişi mi? Bu kısmı açar mısınız?


- Hem yolların yenilenmesine, hemde boğaz geçişine olan olumsuz eleştirileriniz var. Kısaca projenin tümü...


- İyi de eleştiri farklı, karşı olmak farklı şeyler. Ben yollar yenlenmesin, boğazı trenler feribotla geçsin gibi yazılar mı yazmışım? Yazdıysam nereye yazdım ben de bilmiyorum. Bana göre karşı olmak bu dur. Eleştiri yapıyorsam ve bunu yaparken “şöyle yapılmalıydı” diyorsam bu karşı olduğum anlamına gelmiyor. İsterseniz sorularınızı kısım kısım sorun bende açıklayayım.


- Siz neden tüp geçit yapılıyor” demediniz mi? Sağlamlığından endişe duymadınız mı?


- İlk sorunuzda uluslar arası bağlantı dediniz mi?


- Evet.


- Uluslar arası bağlantıda yük taşımacılığı da işin içerisinde değil mi? Tüp geçişten de “yük treni geçecek” deniliyor, doğru mu


- Evet.


Dünyada boğaz tüp geçiş gibi dalma/batırma tünel tekniği ile yapılmış demiryolu geçişlerinin hangisinden yük treni geçtiğini söyler misiniz?


- ? ? ?


- Ben araştırdım da bulamadım belki siz bulursunuz. Bulunca hemen bana dönüş yaparsanız bilakis çok mutlu olurum. Neticede bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp. İşte, tüp geçişe eleştirim de bu yüzdendir. “Buradan yük treni geçecek” deniyor. Benim bildiğim kadarıyla bunun dünyada örneği yok. Tüp geçiş yerine Manş tüneli veya yapımına başlanan Avrasya tüneli gibi deniz dibinin altındaki kayaç yüzey delinerek yapılsaydı, o zaman yük treni geçişi aklıma bu kadar takılmazdı dedim. Yazılarımı okurken tamamına da bir göz atmanızı öneririm.


- Dünyada bir ilk olamaz mı? Ayrıca yetkililerle de görüştüm. Tüp ve bağlantı tünelleri, 25ton dingil basıncına göre dizayn edilmiş. Bu, yük treninin geçeceği anlamına da geliyor. Buna rağmen halen endişe  duyuyorsunuz. Bu, siyasi ve boş muhelefetten başka bir şey değil.


- Marmaray tüp geçişi için yapılan reklamlar ve şovlara baktığımda, şayet “dünyada ilk” olarak bir şey yapılıyor olsaydı, herhalde bunu Uganda'da bile duyarlardı. Teknik konuya değinirsem; Kayaca delinen tünel veya zemin üstü yollarda, bahsettiğiniz 25ton dingil basıncı büyük oranda belirleyici bir özellik olmasına karşın, çelik köprü, batırma tünel, asma köprü gibi yapılarda, trenlerin seyir esnasında yola uyguladıkları dinamikler de ön plana çıkmaktadır. Bu dinamikleri basitçe, dikey ve yanal hızlı titreşimler ve aynı şekilde yavaş salınımlar olarak genelleyebiliriz. Yolcu taşıyan tüm raylı sistem araçlarında, hıza ve araç özelliklerine göre bu dinamikler, belirli kıstaslar içerisindeyken, yük trenlerinde ise durum karmaşıktır. Yük trenlerinde, bir vagonun ağırlığı diğerinden farklıdır. Taşınacak yüke göre 4 dingilli veya 2 dingilli vagonlar karışık olarak bulunabilirler, bu, çok farklı seyir dinamikleri demektir. Vagonlarda bulunan yüklerin niteliklerine göre ağırlık, vagon dingillerine eşit olarak dağılmayabilir. Yük, sıvı içeriyorsa sıvının minimum dalgalanma etkisi, ağırlığına bağlı olarak yanal salınımları arttıran ek bir durumdur. Tüm bunlar ve hatta atladığım sebeplerden dolayı, asma köprülerden ve bugüne kadar yapılmış batırma tüp tünellerden yük treni geçmemektedir. Çelik köprü yapımında da yukarıda bahsettiğim dinamikler esas alınarak köprü yapılır ve köprünün boyuna göre yük trenleri için bir geçiş hız limiti belirlenir. Tüm bu etkenlerin detaylı hesaplanması tünel, köprü gibi yapıların daha uzun ömürlü ve sorunsuz kullanılmasında en önemli etkenlerdir. Ben mühendis değilim fakat, bu anlattıklarımın çok daha detaylısını, özellikle köprülerde uzmanlaşmış mühendislere danışabilirsiniz.


- Çelik köprülerin konumuzla ilgisini anlayamadım?

- Batırma tüneller, basit bir tabirle suyun altına döşenmiş çelik tüp köprüler gibidir. Zemindeki yumuşak toprak kazılıp daha sert tabaka üzerine çelik ve beton karışımı tünel parçaları yerleştirilir. Yerleştirilen sert zeminin daha derin olduğu bölgelere de kazık çalılarak tünel parçaları bu kazıklara sabitlenir. Tünel tamamlandıktan sonra da üzeri toprakla örtülür. Tünel esasen sert zemine ve zeminin uygun olmadığı bölgelerde kazıklar üzerine oturan, yanlarında ve üzerinde yumuşak toprağın olması sebebiyle de buralardan çok fazla destek alamayan bir su altı köprüsü gibidir. Bu yüzden çelik köprü örneği üzerinden yola çıktım. Ayrıca normal köprülerde tabyaların ağırlıkları ayak ve zemini drekt etkilerken, batırma tünellerde, esasen su içinde olması ve içinin hava ile dolu olmasından dolayı, suyun kaldırma kuvveti sebebiyle, yukarıya doğru bir kuvvet de etki etmekytedir. Hatırlarsanız tünel parçaları, giriş çıkış ağızları kapatılıp, su üzerinde yüzdürülerek batırılacakları yere getirildiler. Şu anda tünelin içi boydan boya hava dolu. Kısaca batırma tünellerin üzerinde fazla etki vardır.


- Fazla teknik oldu. Sizin iddianız  tüp geçişten yük treni geçmez.


- Bakın iddia etmiyorum. Sadece örneği olmadığı için aklımda soru işareti var bunu belirtiyorum. Ömrümüz yeter de Marmaray'ın tamamlandığını görürsek, o zaman bakacağız. Çünkü hattın tamamı açılmadan sadece boğaz geçişi açıldığından, şu anki haliyle herhangi bir ağır tren geçişi için test edilemedi. Dersiniz ki, taşınacak yükler için çok sıkı kurallar hazırlanarak 30km/s. Hızlarda tren geçirilecek, o zaman trenler geçmeye başaladığında tünele olan etkileri de değerlendirilerek bakılır. Fakat, bu sefer de başka bir reklam unsuruna da ters düşer.


- Hangisi?


- Londra'yı Pekin'e bağlayan en önemli köprü reklamına.


- Siz bunu da küçümsüyorsunuz. Kars-Tiflis-Bakü hatttı da tamalandığında, Avrupa-Çin arası çok önemli bir güzergah olacaktır.


- Küçümseme değil, abartılaradır itirazım. Avrupa, Çin'e zaten çoktan bağlandı. 2009'dan itibaren, Polonya-Belarus-Rusya-Kazakistan (2009'dan sonra, Kazakistan Çin sınırına kadar uzanan 300 küsür km'lik modern bir hat inşa etti. Bu sayede, sadece Rusya bağlantısına göre daha kestirme bir yol oldu) üzerinde ilk başta 25 gün, 2014'e gelindiğinde 15 gün gibi rekor bir sürede seferler yapılmakta. Gelelim bize, Avusturya-Macaristan-Sırbistan-Bulgaristan-Türkiye. Tren Türkiyeye şayet gündüz geldiyse, Halkalı'da geceyi bekleyecek. Sonra 30km/s hızla boğazın altından geçip, malum konvansiyonel hatlarımızdan Kars'a ulaşacak. Bradan, Gürcistan-Azerbaycan'a, akabinde Hazar Denizi'ni feribotla geçip Kazakistan'a gidecek, Kazakistan'dan sonra da Çin'e ulaşacak. İlaveten Rus demiryolları bu bağlantı için trenlerine günde 1000km gitme garantisi veriyor. Kısaca tren 24 saatlik zaman diliminde 900km yol giderse tazminat ödüyor. 2020 yılına kadar bu mesafeyi günlük 2000 km'ye çıkarmayı hedefliyor.Şimdi iki yolu mukayese edin bakalım hangisi daha kısa yol. Hadi Balkanlar'ı veya Avrupa'yı Hazar bölgesine bağlayacak önemli bir güzergah dersiniz, anlarım doğrudur. Fakat, Londra-Pekin bayağı zorlama... Kaldı ki, Biz Marmaray için bu kadar uğraşıp reklamlarını duyurup  inşasını yaparken, Bulgaristan ve Romaya'nın liman bağlantılarını yenilemesiyle Karadeniz üzerinde Gürcistan'a ve oradan Hazar bölgesine zaten mevcut bir bağlantı yaptılar. Romanya'nın artı bir avantajı da Tuna nehrinin Karadeniz'e döküldüğü yer olduğu için su yolu ticaretininde olması.    Hani aklıma da takılmıyor değil, bu insanlar bu kadar yatırımı boşuna mı yaptılar?  Bu sebepleri de topladığımda tüp geçişten yük treni geçme ve bu geçişin nasıl olabileceği durumu bence, muamma. Bekleyip göreceğiz.


- Yolların yenilenmesine de eleştirileriniz vardı.


- Kısa sürede bitirilmesi için sistemli ve hızlı çalışılmasını istemiştim. Bu da mı sorun sizin için.


- Tabi ki hayır. Fakat özellikle Gebze-Köseköy arasında yol yenileme çalışmaları başladığında, bazı makinelerle bu işin daha kısa sürede yapılacağını, bu makineleri neden kullanmadığımızı yazmışsınız. O makinelerin videolarını izledim. Siz bizde yapılan işi billmeden drekt eleştirdiğiniz için, önerdiğiniz makineler bizim işimize yaramazdı zaten. O makineler, zemin iyileştirmeleri için kazık çakmıyor veya kaya dolgu yapmıyor, menfez veya köprü yenilemiyor. Bizde yapılan iş daha büyük zemin iyileştirmesi. Bilmeden makine önerip,  bizdeki yapılan işi küçümsüyorsunuz. 100 yıllık altyapı komple değişiyor. Teknik konuları güya biraz bilmenize rağmen, yaptığınız eleştiriler, kuru ve modası geçmiş siyasi muhalefetten başka bir şey değil.


- Yurt dışında bu işlerin nasıl yapıldığına dair bir kaç örnek vereceğim de. Ben, bahsettiğiniz o makineleri önerirken, altyapının çok kötü olduğunu düşünemedim.


- Bilmeden yorum yaptığınızı söylüyorsunuz...


- Yok bilmeden değil. Hani dediniz ya, 100 yıllık altyapı yenileniyor diye. Şimdi 2004 yılında bir hızlandırılmış tren denen, demiyolu litaratüründe olmayıp da bizde olan bir şey ortaya çıkarıldı. Bu tren için raylar, traversler, makaslar falan yenilendi. Hatta bunun için ne kadar para harcandığı da haberlerde döndü durdu. Sadece ray, travers, makas vs. değişimleriyle trenlerin hızının arttırılmayacağını da, uzmanlar zamanında çok fazla uyarıda bulundular. Yetkililer de sorun bulunmadığına yönelik cevaplar verdiler. O zaman, 2004 yılında yapılan kontrollerde, hızlandırılmış trenin güzergahı üzerinde bulunan Köseköy-Gebze arası zeminde iyiydi ki, üzerine sadece ray, travers yenilemesi yeterli görüldü. Hem 2004'den 2011'e aradan 100 yıl geçmedi. Buyurun bu da haber arşivi:
http://arsiv.ntv.com.tr/news/272079.asp?0m=-1bm#BODY


Sizin açıklamanıza bakarak anlıyorum ki, 2004 yılında gerekli olan işler yapılmamış. Büyük ölçekte zemin iyileştirilmesine gerek varmış ki, bugün bu işlere kalkışıldı. 2004'deki siyasi yönetimle, 2011'deki aynı olduğuna göre, bu yaman çelişki nedir?


Menfezi geçtim, Cuma akşamından Pazartesi sabahına kadar haftasonu, çift hatlı köprünün tamamen yenilenmesi videosu:
https://www.youtube.com/watch?v=Ue25PsjYMg0


Bu da, yine bir haftasonu, yani Cuma akşamıyla, Pazartesi sabahı arası, sıfırdan demiryolu alt geçidinin yapım videosu:
https://www.youtube.com/watch?v=D4fcO1F1RWA


Bunlardan internette daha çok var...


- 2004'deki normal trendi, şimdi ise buradan YHT geçecek ikisi aynı tren değil ki.


- İyi de güzel kardeşim, YHT bu güzergahtan 250km/s. ile geçmeyecek ki. 120-160km/s. arası konvansiyonel tren hızında geçecek. Asıl mesele, 2004 yılında insanlara "her şey tamam" denilerek yalan mı söylendi? Merak ettiğim bu...


- Marmaray'da su sızıyor, yok içeriye su basacak gibi eleştirileriniz de var. Uzmanlar belli oranda nemlenmelerin normal olduğunu söylüyorlar. Buna rağmen felaket tellahlığı yapılıyor. Siz de buna katılıyor görünüyorsunuz. Hiç mi övgü hak etmiyor yapılanlar.


- El alemin yaptığı gibi yapılsa neden kötülensin ki? Japonların denizin içerisine yaptığı tüpde damla sızıntı yok, bizim karaya kazdığımız tünellerde duvarlar nem/su içerisinde. Hatta bir gözlemimi de anlatayım. 7-9 Eylül 2014 tarihleri arasında bir iş toplantısı sebebiyle İstanbul'daydım.Marmaray tecrübesi yaşamak için, 7 Eylül'de ayrılık çeşmesi istasyonundan trene bindim. Tren daha tünele girer girmez, buram buram küf kokuları gelmeye başladı. İçeride ağır bir küf kokusu var. Yenikapı'da inip buradan metroya binecektim. Küf kokusu hem Marmaray, hem de metro istasyonlarında ağır şekilde hissediliyordu. Ayrıca metro raylarında su vardı. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, İzmir'den örnek vereceğim hemen "siyasal" diyeceksiniz. İzmir Konak metro istasyonu neredeyse denizin içerisindedir denilebilir. Eskiden yapılmış dolgu alanın içerisinde o istasyon. 2m. kazınca deniz suyu çıkıyor. Buyurun misafirim olun, gidelim, inelim istasyona. Küf kokusu var mı yok mu bir bakalım. Ya da dünyanın herhangi bir yerinde, su seviyesi altındaki bu tip istasyonlarda, acaba bu kadar ağır küf kokusu var mıdır? Lütfen araştırın. Bu arada, küfün neden olduğunu da bildiğinizi düşünüyorum. Sonra da "kötü eleştiri" diyorsunuz. Bunlar senin, benim ve bu ülkedeki milyonların, dişinden tırnağından kazandıklarından alınan vergilerle yapılıyor. Bunların hepsi bizim. Neden iyisini istemeyeyim? Siz de sormalısınız neden böyle diye? Burada sizin de hakkınız var.

« Son Düzenleme: 06 Eylül 2015 / 12:20 Gönderen: Ömer Tolga Sümerli »
Çalışmadan, Yorulmadan, Üretmeden Rahat Yaşamak İsteyen Toplumlar, Önce Haysiyetlerini, Sonra Hürriyetlerini, Daha Sonra da İstiklal ve İstikballerinin Kaybederler.
                                                                                                              Mustafa Kemal ATATÜRK

Adk System Advertising



Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter