Gönderen Konu: Kamu Çalışanlarından Başbakana Mektup  (Okunma sayısı 2710 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Demirkanat / Kürşad YAVUZ

  • Administrator
  • Site Özel Üyesi
  • *****
  • İleti: 2701
Kamu Çalışanlarından Başbakana Mektup
« : 06 Kasım 2009 / 16:00 »

Tekirdağ kamu-sen il temsilcilğinden yapılan yazılı açıklamada;Türkiye Kamu-sen Tekirdağ Şubesine bağlı sendikaların üyeleri 5 Kasım Perşembe günü saat 12:30 da Tuğlalı Park' ta bir araya gelip, kamu çalışanlarının durumunun özetlendiği mektubu topluca postaneye giderek başbakana postaladılar.

Sayın Başbakan;
Malumunuz olduğu üzere ülkemiz ekonomisi 2008 yılının ortalarından beri ağır bir ekonomik krizin etkisi altındadır. Son bir yıllık dönemde Dolar kuru 1,19 TL seviyesinden 1,5 TL'ye yükselmiştir. Ekonomik krizin teğet geçeceğini ısrarla vurgulamanıza rağmen, 2009 yılının ilk çeyreğinde %13,8 küçülen ekonomi, ikinci çeyrekte de %7 oranında daralmaya devam etmiştir. Özellikle yılın birinci çeyreğinde görülen küçülme, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana ekonomide yaşadığımız en yüksek oranlı küçülme olmuştur. Yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz, dış pazar potansiyelinin daralması, iç piyasalarda ise durgunluk yaşanması şeklinde kendini göstermiştir. TÜİK tarafından açıklanan son rakamlara göre bir önceki yıla göre ihracat %30,5; ithalat ise %39 oranında azalmıştır. Sanayi üretimi %6,3; kapasite kullanım oranı ise %9,7 oranında gerilemiştir. İşletmeler bir bir kepenk indirmekte, kurulan şirket sayısında büyük düşüşler kaydedilmektedir. Dış pazar potansiyelindeki gelişmeler iç dinamiklerle doğrudan ilintili olmamakla birlikte, iç piyasalardaki durgunluğu aşmak, tamamen uygulanan ekonomi politikaları ile ilgili bir durumdur. Ancak, ekonomik krizin etkilerinin azaltılması için hayata geçirilen önlemler vatandaşlarımızın sorunlarına çare olmaktan uzak kalmış, vergi indirimleri, prim afları, işverenlerin mali yükümlülüklerinin azaltılması gibi önlemlerle adeta taşıma suyla piyasa değirmeni döndürülmeye çalışılmıştır. Bu dönemde uygulanacak ücret artışları ve teşvik politikalarıyla piyasaların üretim ve tüketim kesimi birlikte desteklenmeli, sistemin kendi kendine yetmesi ve işlemesi sağlanmalı iken; bu tedbir hiç düşünülmemiş, tarafların görüşlerine ve taleplerine kulak tıkanmıştır.
Ekonomik krizden çıkmak için alınan tedbirlerin faturası 54,3 milyar TL'ye ulaşmış, ama bu tutarın neredeyse tamamı ülkemiz nüfusunun %1'ini teşkil eden ayrıcalıklı bir kesime gitmiştir. Tüketim kesimi olan ve çarkların dönmesini, piyasaların işlemesini sağlayan memur, işçi, emekli, dul ve yetimler; kısacası dar ve sabit gelirlilerin maaşları için ise yalnızca 4,3 milyar TL gibi küçük bir kaynak ayrılmıştır. Krizin olumsuzluklarının giderilerek ekonomik krizin aşılması, piyasa çarklarının işlemeye başlayarak istihdamın artması için önerdiğimiz harcama çeki projesi ise hükümetinizce dikkate alınmamıştır. Ülke ekonomisindeki bu olumsuzlukların en büyük etkisi istihdam üzerinde yaşanmış, dönemsel işsizlik oranı %9,9dan %12,8'e yükselmiştir. 2008 ve 2009 yıllarının Temmuz ayları baz alındığında, ülkemizdeki işsizler ordusuna 842 bin kişinin daha eklendiğini ve işsiz sayısının ücretsiz aile işçileri de dahil edildiğinde 6,7 milyona ulaştığını görmekteyiz. Vatandaşlarımızın birincil önceliği işsizlik, açlık ve yoksulluk haline gelmiştir. Halk, yardımlarla ayakta durmaya çalışmakta; yerel idareler asli görevleri olan yol, alt yapı, ulaşım, imar, park, bahçe gibi hizmetlerden vazgeçmekte, bunların yerine yardım dağıtmayı tercih etmektedir. Bizler yöneticilerimizin açlıktan kıvranan vatandaşlarımıza yardım dağıttığı için kendilerini başarılı atfetmelerini değil; açlık ve yoksulluk sorununu ortadan kaldırmalarını, herkese iş, adil bir ücret ve insanca bir yaşam sağlamalarını beklemekteyiz.
Oysa 2010 yılı planlamalarına göre asgari ücrete %3+3; emeklilere %4+2,4; memur ve işçi maaşlarına ise %2,5+2,5 zam yapılması kararlaştırılmıştır. Bu maaş artışları ve saat başı brüt 1,1 TL olan fazla çalışma ücretinin 1,15 TL'ye çıkarılmasının, enflasyon hedeflemesi ile ilgili bir tarafı varsa; sizlerden son bir yıl içinde vergi ve harçlara %25, elektriğe %10, su fiyatlarına %17 ve kurşunsuz benzine yaptığınız %20 zammın da mantıklı bir açıklamasını bekleme hakkımız vardır. İşsizlik çığ gibi büyürken, zorunlu harcama kalemleri açıklanan enflasyon oranlarının iki katından fazla zamlanırken; yardıma muhtaç vatandaşlar listesine yetersiz maaş ve düşük maaş artışı nedeniyle memur, işçi, asgari ücretli ve emeklilerimiz de eklenmektedir. Ülkemiz ekonomisinin ortalama %6 büyüdüğü yıllarda büyümeden pay verilmeyen memur, işçi, asgari ücretli ve emeklilerimize şimdi de ekonomik kriz gerekçe gösterilerek reel anlamda sıfır maaş artışı yapılması anlaşılmaz ve kabul edilemez bir durumdur. Gelir dağılımının iyileştirilmesi, sosyal politikaların uygulanması ve demokrasimizin arzu edilen şekilde hayat bulması için en önemli araç, istisnasız olarak tüm çalışanların örgütlenmesinin sağlanması, toplu sözleşme ve grev hakkının tanınmasıdır. 2004 yılında memurlara toplu sözleşmeli, grevli sendikal haklar tanıyacağınıza dair söz vermiş olmanıza rağmen, aradan geçen beş yıllık sürede bu konuda hiçbir adımın atılmamış olması düşündürücüdür. Toplu sözleşme ve grev hakkının olmadığı bir yasal düzenleme ile toplu görüşmelerin sonuçsuz kalması durumunda başvurulan Uzlaştırma Kurulu'nun kararlarının uygulanmaması, memurlarla ilgili kararların tek taraflı ve keyfi olarak verilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Milletimizin her kesimi bu olumsuz şartlar altında yaşamaya mahkum edilmişken, devletimizin elindeki kuruluşların haraç mezat satılarak özelleştirilmesi ve bu kuruluşlarda çalışan kamu görevlilerinin yaşadığı mağduriyetler de ülkemizde son yıllarda gördüğümüz olumsuzluklardan bir tanesidir. Kriz öncesi dönemde cari açığın; kriz döneminde ise bütçe açığının yıllık 40 milyar Doları bulması, özelleştirmelerin ekonomiye olan etkisinin sorgulanması gerektiğinin en büyük ispatıdır. Yaşanan ekonomik krizle birlikte ABD, İngiltere, İzlanda, Almanya, Rusya, Fransa gibi ülkeler yeniden devletleştirme politikaları uygulamaya başlamışlar ve kamunun ekonomideki payını %50 seviyelerinin üzerine çıkarmışlardır. Ülkemizde ise kamunun ekonomideki payı %18'e kadar düşürülmüşken hala özelleştirmelerden medet umulması anlaşılır gibi değildir.

Sayın Başbakanım;
Uygulanan tek taraflı ve yanlış politikalar nedeniyle halkımız, Atatürk'ün deyimiyle fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüştür. Adam kayırma, kurumlar arası ayrımcılık, sözleşmeli statüde istihdamın artması gibi sorunlar, kamu çalışanlarının bütün gayretine rağmen, kamu hizmetlerinin istenilen ölçüde etkin olmasını engellemektedir.
Toplu görüşmelerde alınan kararların uygulanmaması, verilen sözlerin tutulmaması, siyasetçi ve bürokratların kamu görevlilerine karşı takındığı olumsuz ve önyargılı tavırla, yöneticilerin "ben yaptım oldu" mantığıyla yürüttüğü toplu görüşme süreci, bütün iyi niyetimize rağmen tıkanmıştır. Memurlarımız kendileri hakkında alınan tek taraflı kararlardan son derece rahatsızdır.
Ülkemizde bütün bunlar olup biterken gündemin değiştirilerek, vatandaşlarımızın kısır ve tehlikeli bir tartışma ortamına çekilmesini, olumsuzlukların gizlenmesi gayretleri olarak telakki etmekteyiz. Bu tutum karşısında milletimizin giderek yükselen çığlığını duymanız için işsizlerimizin daha fazla dayanacak gücü; memur, işçi, emekli, dul ve yetimlerimizin ise daha fazla bekleyecek sabrı kalmamıştır. TÜİK'in resmi verilerine göre ortalama aylık kira gideri 470 TL olarak belirlenmiştir. Yaptığımız hesaplamalara göre dört kişilik bir ailenin aylık gıda gideri ise 608 TL'dir. Ülkemizde çalışanların ve emeklilerimizin maaş seviyeleri ve yapılan maaş artışları göz önüne alındığında, vatandaşlarımızın ay sonunu getirmeleri, çocuklarının eğitim giderlerini karşılamaları ve zorunlu ihtiyaçlarını temin etmeleri konusunda engin görüş ve tecrübelerinizden faydalanmak, tavsiyelerinizi almak isteriz.
Umudumuz, halkın içler acısı halini doğru algılayıp, uyguladığınız tek taraflı politikalardan vazgeçmeniz ve 2004 yılında verdiğiniz söz üzerine kamu görevlilerinin ILO standartlarında toplu sözleşmeli, grevli sendikal haklarının kullanılmasının önündeki tek engel olmaktan vazgeçmenizdir. Tüm Türkiye sizden adil olmanızı beklemektedir.Denildi..

Saygılarımla.

receptayyip.erdogan@basbakanlik.gov.tr
Adres:Recep Tayip ERDOĞAN Adı-Soyadı : İmza :
T.C Başbakanlığı/ANKARA
http://twitter.com/demiryolcuyuz

Türk milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene!

Ankara, 29 Ekim 1933

Mustafa Kemal ATATÜRK

Adk System Advertising



Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 


Kamu Çalışanlarından Başbakana Mektup Benzer Konular

tcdd çalışanlarının ve türkiyenin başı sagolsun
tcdd 4. işletme bölge müdürlüğü revizörlük te çalışan  Murat ÇETİNKAYA ve tcdd travers fabrikasından emekli olan Yüksel YANCI ar... Devamı...

Gösterim: 3594 - Yanıt: 7 - Başlatan:mete_58
399 sayılı KHK de çalışanlar 657 ye geçiyor
Hükümet, KİT'lerde sözleşmeli olarak çalışan 105 bin kişiyi, önümüzdeki günlerde kadroya geçirecek. Kamuda çalışan 205 bin sözle... Devamı...

Gösterim: 5478 - Yanıt: 2 - Başlatan:trenren
Demiryolu Çalışanlarının Çalışma Koşullarından Kaynaklanan Sağlık Sorunları
Değerli Arkadaşlarım,Türk Tabipler Birliği Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisinde yayımlanmış makalenin linki aşağıdadır. Link de... Devamı...

Gösterim: 2897 - Yanıt: 1 - Başlatan:Ömer Tolga Sümerli
Kamu Personel Sisteminin Sorunları,çözüm önerileri ve 2023 vizyonu çalıştayından
MEMUR-SENİŞ GÜVENCESİ OLMAZSA OLMAZIMIZDIR!25-27.OCAK.2013 Tarihinde Devlet Personel Başkanlığı tarafından düzenlenen Kamu Perso... Devamı...

Gösterim: 2624 - Yanıt: 1 - Başlatan:Demirkanat / Kürşad YAVUZ
Karnından Konuşanlar / Bilin bakalım kim?
 Konu, Zafer Bayramı kutlamaları.Konu mankeni, zaferin kazanıldığı ilin vekili, partisini sormayın, yazmayacağım, siz biliyorsun... Devamı...

Gösterim: 1642 - Yanıt: 0 - Başlatan:Göçebe (chomez)